Lütfü Şehsuvaroğlu: "Ankara’ya Gelişin Meyvesi veya Ardında Yatan Sır: İstiklâl Marşı"

(...)

Ankara’ya Gelişin Meyvesi veya Ardında Yatan Sır: İstiklâl Marşı 

1920 yılında teşkil olunan Birinci Büyük Millet Meclisi’ne Burdur mebusu olarak katılan Mehmed Âkif bu sürede Taceddin Dergahı’nda kaldı ve İstiklâl Marşı’nı, Bülbül’ü bu evde yazdı. 

1921 yılıydı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklâl Marşı yarışması açtı. Bilinen hikayedir. İstiklâl Marşı yarışmasına şiirler gelmeye başlamış ve fakat Hamdullah Suphi Tanrıöver (Türk Ocağı Başkanı) bu marşı ancak Mehmed Âkif Ersoy’un yazabileceğini bilmektedir. O zaman için iyi para olan 500 TL ödülün varlığından rahatsız olan Âkif yarışmaya katılmak istemez. Hamdullah Bey de Âkif’i temin ederek marş yazmaya ikna etti. Âkif ödülü bir hayr kurumuna verecektir. 12 Mart 1337’de Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından Meclis’te defalarca okunan ve ayakta dinlenen Âkif’in şiiri İstiklâl Marşı olarak kabul edildi. Yıllar sonra Âkif’e İstiklâl Marşı yeniden yazıp yazmaması konusunda harcıalem sorular soranlara Âkif’in cevabı keskindir: “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.” 

Türk Ocaklarının emektarlarından Fethi Tevetoğlu, Türk Ocakları başkanlığı da yapan TBMM Hamdullah Suphi Tanrıöver’in İstiklâl Marşı’nı Meclis’te okuması sahnesini Türk Kültürü Dergisinde1 şöyle aktarıyor:

“Temel fikir ve prensibi “milliyetçilik” olan Milli Mücadele’mizin başarı ile sonuçlanmasında, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi içindeki milliyetçi temsilcilerin büyük hizmet ve rolleri mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve oluşunda şerefli hizmet payı bulunan Türk milliyetçilerinden biri de Hamdullah Suphi Bey’dir. Tanrıöver’in yıllarca Türk Ocaklarında ve yurdun dört bir bucağında verdiği çok tesirli uyarıcı konferansları ve basında yer alan yazıları incelenirse, onun hizmetleri hakkında tanı bir fikir ve bilgi edinmek mümkündür. Fakat yalnız T.B.M.M. Tutanak Dergileri’nin taranması dahi, bu milliyetçi ve inkılapçı insanın parlamentomuzda yaptığı çalışmalarla Türk Milli Mücadelesindeki yerini meydana koyar. 

Bu yazımızda, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in, İstiklâl Marşı’mızın yazdırılması ve kabulü yolundaki mühim ve tarihi hizmetlerini, tutanaklardaki kayıtlarla belirtmek istiyoruz.

1 Mart 1337 (1921) salı günü, T.B.M.M. toplantısına Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmektedir. Katipliklerde Yozgat mebusu Feyyaz Ali ve Kütahya mebusu Cevdet Bey’ler bulunuyorlar. Birinci oturumda Meclis Reisi Mustafa Kemal Paşa, İkinci içtima senesi açış nutkunu verir. İkinci oturumda katiplik makamında Cevdet Beyin yerine Kütahya mebusu Rağıp Bey çıkmıştır. “Karesi mebusu Hasan Basri (Çantay) Beyin, İstiklâl Marşı güftesinin Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis kürsüsünden okunmasına dair takriri” üzerine görüşmeler şu şekilde başlar. 

REİS Paşa. -Efendim; iki takrir vardır, arkadaşlardan Basri Beyin Hamdullah Suphi Beyefendinin İstiklâl Marşı’nın kürsüden okunmasına dair teklifler var. 

MUHİDDİN BAHA B. (Bursa) -Hangi İstiklâl Marşı, Basri Bey söylerler mi?

BESİM ATALAY B. (Kütahya) -Daha kabul edilmedi efendim, bir encümen teşekkül edecekti.

HASAN BASRİ B. (Karesi) -Maarif Vekaletince yedi tanesi intihap edilmiş, bunlardan herhangi birisi okunsun.

REİS PAŞA -Maarif Vekaletince intihab edilmiş olanlardan birisinin kıraatı tensib, ediyorlar.

MUHUDDİN BAHA B. (Bursa) -Hamdullah Suphi B., Basri B. hangisini isterlerse okusunlar. 

REİS PAŞA -Efendim, -Basri Beyin teklifini kabul buyuranlar lütfen ellerini kaldırsın... Kabul olunmuştur efendim. Hamdullah Suphi Beyefendi buyurun. (Şimdi gelir sesleri).

HAMDULLAH SUBHİ B. (Antalya) -Arkadaşlar, hatırlarsanız Maarif Vekaleti son mücadelemiz ruhunu terennüm edecek bir marş için şairlerimize müracaat etmiştir. Birçok şiirler geldi. Arada yedi tanesi en fazla evsafı haiz olarak görülmüş ve ayrılmıştır.

SALİH Efendi (Erzurum) -İsimleri nedir?

HAMDULLAH SUBHİ B. (Antalya) -Ayrıca arz edilecektir. Yalnız vekalet yapmış olduğu tetkikatta fevkalade kuvvetli bir şiir aramaz lüzumunu hissettiği için ben şahsen Mehmed Âkif Beyefendiye müracaat ettim ve kendilerinin de bir şiir yazmalarını rica ettim. Kendileri çok asil bir endişe ile tereddüt gösterdiler. Bilirsiniz ki bu şiirler için bir ikramiye vaad edilmiştir. Halbuki bunu kendi isimlerine takrib etmek arzusunda bulunmadıklarını ve bundan çekindiklerini izhar ettiler. Ben şahsen müracaat ettim. Lazım gelen mabiri alırız ve icabeden ilamı yaparız dedim. Bu şartla büyük altı şiirle beraber nazarı tedkikinize arzedeceğiz.

İntihab size aittir. Arkadaşlar reyimi ihsas ediyorum. Beğenmek, takdir etmek hususunda haizi hürriyetim. İntihabımı nakşedebilir. Arkadaşlar bu size aittir efendim.

İstiklâl Marşı
 
1
 
Korkma Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
(Şiddetli alkışlar)
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
 
2
Çatma; kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal,
Kahraman ırkıma bir gül! ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin İstiklâl.
(Alkışlar)
 
3
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
 
4
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, 
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
 
5
Arkadaş! yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın..
Kim bilir belki yarın.. belki yarından da yakın.
(Alkışlar)
 
6
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
(Alkışlar)
 
7
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
(Alkışlar)
Şüheda, fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
(İnşallah sadaları)
 
8
Ruhumun senden, ilahi şudur ancak emeli,
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
 
9
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi boşanıb kanlı yaşım,
Fışkırır ruhu mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım
(Alkışlar)
 
10
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır; hakka tapan, milletimin İstiklâl.
(Sürekli alkışlar)

***

T.B.M.M. Zabıt Ceridesi’nin 9. Cildinden -ss. 12/15- aynen aktardığımız şu satırlardan öğreniyoruz ki, içlerinde T.B.M.M. azası mebuslarının da bulunduğu 7 başka şairin İstiklâl Marşı için gönderdikleri şiirleri beğenmemiş Hamdullah Suphi Tanrıöver’in, bugünkü İstiklâl Marşımızın kabulündeki rolü çok mühim olmuştur. 12 Mart 1337 (1921) Cumartesi günü Doktor Adnan (Adıvar) başkanlığında ve Ziya Hurşit Bey’in katiplik makamında bulunduğu celsede yapılan görüşmeler son derece dikkate şayandır.2 İstiklâl Marşımızın tarihini yazacaklar, bu tarihi celsedeki konuşma ve görüşmeleri dikkatle incelemeğe mecburdurlar. 

MARİF VEKİLİ HAMDULLAH SUPHİ B. -Arkadaşlar; Refik Şevket Beyin sözünü tekrar ediyorum. Bu şiirler mevzuu bahis olduğu vakit lüzumsuz yere, yere, hatta arzumuz ilanıda şiirler yazmış olan arkadaşlarımız için böyle bir söz buradan çıkmamalıdır. Bahusus ki, arkadaşlar ısmarlama sözü ve halkın tercümanı olmaz sözü yanlıştır. Çünkü halkın mümessilleri olan sizlerin huzurunda okunan şiirin Heyeti Aliyeniz üzerinde azami tesirine ben-deniz de şahit oldum. Eğer halk üzerinde olan tesirini anlamak için kendi kalbimden başka miyarınız varsa o başkadır. Eğer halkın teessürünü kendimiz anlayacak olursak halkın kalbini de anlamış oluruz. Şimdi arkadaşlar bendeniz diyeceğim ki: Yeni bir encümeni edebiye havale edersek bir fayda mütaserver olabilir. Eğer encümen kararını verip bitirecek ise. Fakat zannediyorum meclisinizin verdiği karar ve ısrar ettiği nokta, kendisinin bu işi halletmesidir. O halde encümenden çıkıp yine Heyetinize gelecektir.

Yine bu vaziyet hasıl olacaktır. O halde burada yedi tane şiir vardır, Riyaset bunları ayrı ayrı reye vaz’etsin, hangisi tarafınızdan mazhar-ı takdir olursa onu kabul edersiniz. (Doğru sesleri)

REİS -Efendim müzakerenin kifayetine dair takrirler vardır. Müzakerenin kifayetini rey koyacağım. Müzakereyi kah görenler lütfen el kaldırsın... Kabul edildi.

Daha sonra Kırşehir Mebusu Yahya Galip, Muş Mebusu Abdulgani, Saruhan Mebusu Avni Beylerin bu konu ile ilgili takrirleri okundu. Bu sırada Karesi Mebusu rahmetli Hasan Basri (Çantay) Beyin oturduğu yerden seslendiği duyulur:

HASAN BASRİ B. (Karesi) -Reis Bey! Bizim bir takririmiz vardır. Suat Beyin de bir takriri var.

REİS -Meclisi Ali reyini ne suretle izhar ederse ondan sonra anlaşılacaktır.

Riyaseti Celileye
Müzakerenin kifayetini ve Mehmed Âkif Beyin İstiklâl Marşının kabulünü teklif ederim.

12 Mart 1337
Kastamonu Mebusu
Dr. Suat

Riyasete
İstiklâl Marşının şubelerce teşkil edilecek bir encümen-i mahsus tarafından tetkik ve tasdik olunmasını teklif ederim.

12 Mart 1337
Bolu Mebusu
Tunalı Hilmi

REİS -Bu takriri kabul edenler lütfen ellerini kaldırsın. Reddolundu. 

Riyaseti Celileye
Bütün Meclisin ve halkın takdiratını celbeden Mehmed Âkif Beyefendi’nin, şiirinin tercihan kabulünü teklif ederim.

12 Mart 1337
Karesi Mebusu
H. Basri

Ankara Mebusu Şemseddin, Bursa Mebusu Operatör Emin, Bitlis Mebusu Yusuf Ziya, Isparta Mebusu İbrahim ve Kırşehir Mebusu Yahya Galip Bey’lerin takrirleri de hep Mehmed Âkif’in şiirini istiyorlardı.

Reis Hasan Basri Beyin takririni reye koymuş ve takrir kabul edilmişti. Fakat oylamada gürültülü bir iki çatlak ses işitilmişti. Refik Şevket B. oturduğu yerden bağırdı:

REFİK ŞEVKET B. (Saruhan) -Reis Bey! Mehmed Âkif Beyin şiirinin aleyhinde bulunanlar da ellerini kaldırsın ki ona göre muhaliflerin miktarı anlaşılsın. (Muvafıktır, anlaşılsın sadaları).

REİS -Bu takriri kabul edenler, yani Mehmed Âkif Beyefendi tarafından yazıları marşın İstiklâl Marşı olmak üzere tanınmasını kabul edenler lütfen el kaldırsın. Ekseriyeti azime ile kabul edildi.

MÜFİT Ef. (Kırşehir) -Reis Bey yalnız bir şey arz edeceğim. Hamdullah Suphi Beyin bu marşı bu kürsüden bir daha okumasını rica ediyorum. 

REFİK B. (Konya) -Milletin ruhuna tercüman olan işbu İstiklâl Marşı’nın ayakta okunmasını teklif ediyorum.

REİS -Müsaade buyurunuz efendim. Heyeti muhtereme bu marşı kabul ettiğinden tabi resmi bir İstiklâl Marşı olarak tanınmıştır. Binaenaleyh ayakta dinlememiz icabeder. Buyurunuz efendiler.

(Hamdullah Suphi Bey İstiklâl Marşını kürsüde okudu, azayı kiram kaien sürekli alkışlar arasında dinlediler).

***

İşte milli kurtuluş ve kuruluş mücadelemizin İstiklâl Marşımızla ilgili bir tarihi tablosu ve Türk milliyetçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Maarif Vekili olarak gördüğü hizmet. Bize milli mücadelemizi kazandıran, milliyetimizi duyuran bu aziz insanların ve bu arada Hamdullah Suphi Tanrıöver’in aziz hatıraları, İstiklâl Marşımızın her okunuşunda, bayrağımızın her dalgalanışında ebediyen anılacak ve yaşayacaktır. Sakarya Savaşı en çetin devrindedir ve ülke en buhranlı zamanlarından birini yaşamaktadır. Düşman neredeyse Polatlı’ya dayanmıştır ve Meclis’i daha gerilere taşıma teklifleri yapılmaktadır. Âkif ve Hüseyin Avni gibi vatansever, özgürlükçü milletvekillerinin ısrarı ise yine müthiştir. “Meclis’i niye Polatlı’ya taşımıyoruz?”

Zafer kazanılmıştır. Birinci Meclis’in görevi sona ermiştir.


1 Türk Kültürü, Temmuz 1966, sayı:45

2 Bk. T.B.M.M. Zabıt Ceridesi, cild:9, ss. 85/90.

(...)

Lütfü Şehsuvaroğlu, M. Akif Ersoy, 
Alternatif Yayınları, s. 29-37.

 

"Hiçbir İslâm ülkesinin millî marşı, Türk'ün İstiklâl Marşı kadar güzel değil."

Araştırma yapanlar söylüyorlar: "Bütün İslâm ülkeleri içinde en güzel İstiklâl Marşı, bizim istiklâl marşımız" diyorlar.

Mehmet Akif’in çok sonraları tek dişi kaldığını söyleyeceği “canavar”

Gerek din, gerek ahlâk açısından bu kadar hastalıklı olan Batı uygarlığının, İslâmcıların inkâr etmediği dünyaya üstünlüğü, o halde neyle yorumlanacaktı?

"Böyle söylenen milli marş olmaz."

Bütün milli maçlarda olduğu gibi, hafta ortasındaki Romanya maçında da, eğer saha kenarında ya da ekran önünde idiyseniz...

"Birçok mısraları marş mıdır, dua mıdır, farkedilemez haldedir.”

Safahat yalnız kendi devrinin değil, geleceğin meselelerine de tercüman olmuştur. Namık Kemal ile açılan cemiyetçi şiir çığırını en ileri götüren;

Millî Marş Değiştirilemez

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif

Marşın nasıl yazıldığı hakkında Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöverin beyanatı 

"Kendini besteci zannedip, bir milletin kanıyla yazdığı en mukaddes şiiriyle alay etme cüretini gösterebilmek!"

Müzikle doğrudan ilgili olmasalar bile, pekçok vatandaşımız gibi okuyucularımız da İstiklal Marşımızın halkımız...