​​​​​​​İstiklal Marşı’nın Meclis’te görüşülmesi sırasında bazı milletvekilleri Akif’in şiirine muhalefet etti. 

Atatürk İstiklal Marşı’nın değiştirilmesi isteğini geri çevirdi:

 “Marşı Meclis kabul etti, o değiştirebilir”

İstiklal Marşı’nın Meclis’te görüşülmesi sırasında bazı milletvekilleri Akif’in şiirine muhalefet etti. 

Ünlü Türk hatibi Hamidullah Suphi (Tanrıöver) o yıllarda, Ankara hükümetinin Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) idi. 

Türkler için bir milli marş lazımdı. Türk kahramanlığını, hamasetini ruhlarda titretebilecek, milli mücadele içerisinde Türk ruhunu şahlandıracak bir marş… Bunun bir müsabaka ile tespiti düşünüldü. Kazanan güfteye mükâfat da verilecekti. 

Milli Marş için 724 başvuru yapıldı! Bunlardan ancak yedisi şöyle böyle, marş olmaya yakın, fakat zayıf nitelikte idi.

Milli Marş yarışmasına -Parlamentoda Burdur Milletvekili olan- (Çanakkale şehitleri) gibi kahramanlık edebiyatına abide kazandırmış olan şair Mehmet Akif katılmamıştı. Sebebi, kazanacak şiire para mükâfatı verilmesinden kaynaklanmaktaydı.

O günlerde vatani şiirleriyle parlayan bir genç şair vardı: Kemalettin Kâmi(Kamu). Bu genç şair de şiirini, aynı nedenlerle, geri aldı.

Para karşılığında şiir yazılması, Mehmet Akif’in gönül asaletine yakışmıyordu. 

Dönemin Milli Eğitim Bakanı ve Yarışmayı yöneten Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Akif’e bir mektupla müracaat etti. Akif,karşılığı olmadan, bu şiiri yazmayı üstlendi. Ankara’da oturduğu “Tacettin Dergâhı”na çekildi. Ruhunun derinliklerinden gelen heyecanla ilhamlarını perçinledi. Kalpleri şahlandıran bir uzun şiirle mücadele ruhunu yaşattı. Sonunda bu ilahi destanı Hamdullah Suphi’ye verdi. Milli Eğitim Bakanı şiir okumaktaki üstadlığı ile bilinen ve Atatürk’ün tabiriyle bülbül sesi ile, Akif’in şiirini, Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bir vecd içerisinde okudu. Dinleyenlerin kalp atışları, yankı yapar gibi herkesi heyecandan heyecana sürükledi ve titretti. 

Bu güfte üzerine, Meclis’te 12 milletvekili konuşma yaptı. 11 milletvekili, yazılı tekliflerde bulundular. Muhalefet edenlerin başından -bugün Ankara’da Kavaklıdere semtinde adı bir sokağa verilen- Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey vardı. Kütahya Milletvekili Besim Atalay da bir başka açıdan Mehmet Akif’in şiirinin milli marş olmasına karşı çıktı ve “sipariş üzerine marş yapılmaz” dedi. Çankırı Milletvekili Hacı Teyfik ise, Akif’in bu şiirinin kürsüye nasıl çıktığına hayret ediyordu, ama yine de Akif’i tutuyordu. 

Sonunda 12 Mart 1337 (1921) tarihinde, oy çoğunluğu ile, bugünkü İstiklal Marşı Meclis kararı ile kabul edildi. 

ÇEŞİTLİ BESTELER

İstiklal Marşı’nın 4 bestesi yapıldı. Bugünkü hızandırılmış şekli Osman Zeki Ünger’e(1880-1858) aittir. 1930’lardan bu yana söylenen İstiklal Marşı Zeki Üngör’ün bestesidir. Ondan önce, Ali Rıfat Bey’in (1869-1935) marşı söylenirdi. Ali Rıfat (Çağatay)’dan başka İstiklal Marşımız Ahmet Yekta Bey (1885-1950) tarafından da bestelenmiştir. Hatta Türk musikisi tarihinde en çok beste yapan Saadettin Kaynak (1895-1961) bile, İstiklal Marşı’nı besteleyenler arasındaydı.

İlk Beste Cumhuriyet’in ilanı yılında Cumhurbaşkanlığı orkestra şefi olan Ahmet Yekta Bey tarafından yapılan İstiklal Marşı’nın ilk bestesine Doğu musikisi motifleri hâkimdi. Kısa süre kullanıldıktan sonra Ali Rıfat Bey bestesi uygulanmaya başlandı…

ATATÜRK’ÜN TUTUMU

Konu, Atatürk’ün sofrasında geçmişti. Emekli Büyükelçi Ruşen Eşref Ünaydın (1892-1959), daha Çanakkale savaşları sırasında Mustafa Kemal’i tanımış, onunla röportaj yapmıştı. İstiklal Savaşı’ndan ve Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün maliyetinde görev aldı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri oldu, aynı zamanda milletvekili idi. Aşağıda anlatacağım konu, merhum Ruşen Ünaydın’dan bir çayhanede Refik Halit Karay, Abdül Şinasi Hisar, Kemal Salih Sel, Hüseyin Avni Şanda huzurunda dinlenilmiştir. 

Çankaya’da bir akşam yemeği sırasında konu Mehmet Akif’e ve İstiklal Marşı’na kaydırılmıştı. Mehmet Akif’in şapka giymemek için yurdu terkettiği, İstiklal Marşı gibi millete heyecan veren bir şaheseri yazmış olan şairin, Müslümanlığı şekilde aradığı üzerinde durulmuş. Sofrada bulunan milletvekillerinden biri, Mehmet Akif’i manen cezalandırmak düşüncesiyle olacak, İstiklal Marşı’nın değiştirilmesini Mustafa Kemal’e teklif etmiş. Atatürk şu karşılığı vermiş:

- “İstiklal Marşı, Büyük Millet Meclisi”nin kararı ile kabul edilmiştir. Onu, ben değil, ancak Meclis değiştirebilir. 

Rahmetli Ruşen Eşref yorumuna göre, Atatürk’ün bu cevabı hem demokrasiye olan eğilimini, hem İstiklal Marşı’na karşı olan beğenisini ve sevgisini göstermesi bakımından ilginçtir. Yoksa Atatürk isteseydi, o sırada, İstiklal Marşı’nın değiştirilmesi işten bile değildi. 

Taha Toros, Milliyet Gazetesi, 28.12.1986

Hukuk aleminin gölgesi altında söylenen sözler…

İçinde milletimizin binlerce savaş destanını yazan tarihin üzerine elimizi basarak barışa andiçiyoruz.

Millî Marş Meselesi

Çok saygı değer Abidin Daver Bey, Bundan bir ay kadar evvel Hem Nalına hem Mıhına sütununuzda Romanyalıların İstanbula gelişlerinden ve İstiklâl marşımızı hemen...

İstiklâl Marşımıza Saygı

Zirâ, İstiklâl Marşı'mıza karşı gösterilen saygısızlık - hemen her zaman ve her yerde rastladığımız ve maalesef garip, mânâsız bir alışkanlığın tesiriyle tabii bir olay gibi karşıladığımız - çok hazin ve yüz kızartıcı bir gerçektir

"Eğer bugünkü İstiklâl Marşı bize artık heyecan vermiyorsa kabahati marşta bulmayalım."

Zaman zaman hatırlarım: Atatürk devrinde yıldızı parlayan ve ondan sonra parlamaya devam edip 10 yıl evvel en son haddine varan bir devlet adamı,

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar

Biliyorsunuz; bugün içinde yaşamakta olduğumuz asır, yirminci asırdır. Yirminci asra ise, medeniyet ve konfor asrı ismini veriyorlar.

Tarihimiz Uçurumun Eşiğinde…

Yirmi beş yaşında gençlerimiz münşîyi, vak'a nüvis ve divan şairini şöyle bir tarafa bırakalım, İstiklâl Marşını okurken...

İstiklâl marşımıza yapılan hürmetsizlik

Dün şehir gazinosunda cereyan eden esefli hâdise hakkında yazdığımız makaleyi teyid eden bir mektup aldık. Bu mektubu aynen aşağıya koyuyoruz: