Ancak sancağın ana vatana ilhak edilmesi suretile tatmin edilebilir!
Beyrutta çıkan “Yıldız” isimli Türkçe bir gazetede tesadüf ettiğimiz İskenderun Türklerinin vaziyetini mütalea eden bir yazıyı iki gün evvel dercetmiştik. Son defa haber aldığımıza göre bazı Alevî gençleri İskenderunda Suriye bayrağı çekmek ve bir Alevî merkezi açmak için teşebbüse girişmişlerdir. Fakat Bilân ve İskenderunlulardan 500 kadar Türk genci derhal toplanarak, büyük bir sükûn içerisinde vaziyeti protesto etmişler ve İstiklâl marşı söyliyerek nümayişte bulunmuşlardır. Bunun üzerine Alevî gençleri İskenderunda Suriye bayrağı çekmekten vazgeçmişlerdir.
...
Kurun, 30.04.1936, s. 5
"Yukarıdaki satırlar, İstiklal Marşı hakkında yapılmış hemen hemen en sert eleştirilerdir. "
Karabekir, Genelkurmay Başkanlığı'na da Akif’in İstiklal Marşı ve bestelenmek için bunun Paris'e gönderilmesi tasarısı hakkındaki eleştirilerini bildirir.
MEHMED AKİF
Ölümile memleketimizin fikir ve sanat adamlarının hayat ve şahsiyeti üstünde düşünmeğe davet eden Mehmed Akife, bu satırlarımla son vazifemi yapmak istiyorum.
Duhter Bayraktar - Mehmed Akif Ersoy ve İstiklal Marşı
stiklâl Marşı'nı yazması için yapılan ısrarlara rağmen Âkif, içinde para olduğu için teklifleri geri çevirir. Sonra Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin kazandığı takdirde ödül verilmeyeceğini
"(O) manzumede Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar / “Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar? mısrağı olduğunu düşünürken, doğrusu, utanıyorum bu asırda Türküm demeye."
Akif’in ilk kitabı 1327/1911 yılında basılmıştır: Yani İstiklâl Marşı’nı yazmazdan 10 yıl önce.
Merhum büyük Türk ve İslam şairi Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 33. yıl dönümü olan 27 Aralık 1969’da muhterem kurucumuz Halide Nusret Zorlutuna’nın Ankara Hukuk Fakültesi konferans salonunda yaptığı konuşmayı, siz değerli okuyucularımıza da duyurmak için aşağıya alıyoruz.
ŞÂİR FİKRET VE AKİF
(Rubabı Şikeste) müellefini, cihan harbi içinde kaybetmiştik..
Fikret’in ölümü, birçok münevverlerle perestişkârlarını derin ve sonsuz bir keder içinde bırakmıştı. Bu derin ve sonsuz keder içinde, onu ihmal eden devrin hükûmetine karşı dudaklarda iğbirarın korkak fısıldayışlarile ifşa edildiğini hatırlarım. Yahud, harb yıllarının sıkıntılı şartları içinde hükûmete küsmüş olanlar, bir hak kazanmış gibi bu noktada birleşmiş oluyorlardı…


