Türk istiklâlinin marşı olan İstiklâl Marşı, 12 Mart 1921 de kabul edildi.
İstiklâl Savaşının zafere doğru gitmekte olduğu günlerde, Türkiye’nin millî marşı için açılan yarışmaya yedi yüzün üstünde şair katılmış, fakat yazılan şiirlerden hiçbirisi muhteşem Türkiye’nin millî marşı olabilecek kudret ve vasıfta görülmemişti. Böyle bir şiiri yapabilecek tek şair, o günlerde Ankara’da ve hem de Büyük Millet Meclisi’nin üyesi olarak bulunuyor, fakat, mükâfatlı olan yarışmaya katılamıyordu. Durum anlaşılınca mükâfat işi ortadan kaldırılmak suretiyle Mehmed Akif temin edildi, bu suretle ebedî Türkiye’nin ebedî İstiklâl Marşı yazılmış oldu.
Akif’in kendisi gibi ebedî eserin Meclis Kürsüsünden zamanın Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver) tarafından okunması büyük bir hâdise olmuş ve anıt-şiir tekrar tekrar okularak ayakta dinlenmiştir.
İstiklâl Marşı’mız, Türk istiklâlinin manevî direklerinden birisi olduğu için, Türk’ün artık herkesçe malûm iç düşmanlarının sık sık saldırısına uğrar. Bu saldırışın en yenisi, yakın günler içinde yapılmış, fakat moskofçularla diğer fikir sapıklarının emellerine alet olarak İstiklâl Marşı’nın karşısına dikilmeye yeltenen birtakım çeyrek aydınlar, şahlanan Türkçülük azmi karşısında sinmeye mecbur olmuşlardır. Bu da tabiîdir. Çünkü İstiklâl Marşı, bu soyun istiklâlinin marşıdır. Türk istiklâlinin bekçisi olan imanlı ve milliyetçi Türkler, bu kutsal manevî varlığı ne idüğü belirsiz yaratıklara elbette çiğnetmezler.
Türk’ün, kutsal her şeyine saldırmayı, bağlı oldukları dış merkezlere sadakatin iğrenç belgeleri haline getirmeye çalışan bütün fikir sapıklarına, bu husustaki yırtınmalarının boğluğunu, ebedî İstiklâl Marşı’mızın şu dörtlüğü ne kadar güzel belirtiyor:
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım...
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Orkun Dergisi, Mart 1960, S.2
KASTAMONU’DA NEFRET UYANDIRAN BİR HADİSE
Kastamonu lisesinde emniyet müdürlüğünün ehemmiyetle üzerinde durduğu ve Millî Eğitim müfettişi Bay İsmail Hakkı’nın da tahkikile meşgul olduğu bir hâdise cereyan etmiştir. Bütün lise talebesinin nefretle karşıladığı hâdise şudur:
Ahmet Kabaklı - Röportaj: Celâl Bayar, İstiklâl Marşı'nın kabulünü anlatıyor
Ahmet Kabaklı: Muhterem Efendim bugün size hem oğlunuzun vefatı üzerine başsağlığı dilemeye geldik, hem de lütfederseniz İstiklâl Marşımızın kabulünün 62. ve Âkif'in
Lozan Sulhünün Yıl Dönümünün Tes’idi
Dün Lozan sulhünün yıldönümü darülfünun konferans salonunda büyük merasimle tesit edilmiştir.
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” mısraında Hak kelimesinin ilk harfi büyük mü, küçük mü ...
Talim ve Terbiye Kurulu azalarından, adının Akif olduğunu, talebem olmadığını, eserlerimi okuduğu için hocası saydığından...
"Bütün marş metni okunmayacak, yalnız ilk iki beyit söylenecektir."
…Aslında birinci aşamada açılışı yapılan 14 halkevinin açılış töreninde de benzer disiplini görmek mümkündür.
Cemil Sena Ongun - Mehmet Âkif: Hayatı, Eserleri ve İdealleri
İstiklal marşı, bir marş olarak, yani beste bakımından belki kusurlu bir eserdir, fakat tarihsel ve bediî değeri inkar edilemiyen bir şaheserdir.


