İstifamdan da bir yıl evvel, benden bir "Millî Marş" istenmişti. Âkif'in İstiklâl Marşı beğenilmiyor, bunun yerine bir Millî Marş isteniyordu. Hattâ (Ulus) gazetesi bu maksatla bir de müsabaka açmıştı. Demişlerdi ki baş alâkalısına:
— Bunu yazsa yazsa Necip Fazıl yazabilir; ama bir garip adamdır, yazmaz!
Ve bana teklif edilmişti.
Ben de:
— Âkif'in ruhuna ve eserine hürmetim var... Fakat içinde hiçbir hâs isim geçmemek ve kendi anlayışıma göre yazmak şartiyle, milletimden aldığım heyecanı böyle bir marş içinde billûrlaştırmak isterim. Razı mısınız? Öyleyse durdurun müsabakayı!
— Pek güzel!..
Demişler ve müsabakayı durdurmuşlardı.
Bu vesileyle "Büyük Doğu Marşı" meydana gelmişti:
"Doğsun Büyük Doğu benden doğarak..."
Ve yukarılarda:
"Adet küçük, zaman çabuk, yol uzun; Nur yolu izinden git, Kılâvuzun!"
O zaman kimse bana: — Bu kılâvuz kimdir? Diye sormamıştı. Sorsalardı: — Mücerret kılâvuz... Millet öncüsü... Diyecektim ve yalan olmıyacaktı.
Hâlbuki "kılâvuz" bende, majüskülle yazılı müşahhas bir delâletti; ve isteyen, onu, istediğine yakıştırmakta serbestti.
Benim "Kılâvuz"um, zaman ve mekân boyunca tek rehber, Kâinatın Efendisi...
Fakat Devlet Reisinin hastalanması ve peşinden ölmesi, marşın kendisine gösterilmesine engel olmuş; ve böylece manzume, "Büyük Doğu Marşı" ismiyle bana kalmış, üstelik "Büyük Doğu" ismini doğurmuştu.
Nelerden neler doğuyor; ve neler nelere vesile oluyor? İşte Beylerbeyindeki yalı arsasında, Efendimin yanı başındayım!..
Ve yepyeni bir yolda...
Necip Fazıl, O ve Ben, S.191-192, Ketebe Yayınları,2026
Namık Kemalle başlıyan, Tevfik Fikretle devam eden vatan şiiri, dün, Mehmed Akifle beraber toprağa girmiş sayılabilir.
Safahat’ı... bugün baştan sona okumaya kalkışsam afakanlar boğar...
Hele Safahat’ı –şiirden anlamadığımı göstermek için söylemiyorum– bugün baştan sona okumaya kalkışsam afakanlar boğar sanırım.
Mehmed Akif ve Nurullah Ataç..
Nurullah Ataç’ın hatası, “Mehmed Akif” i henüz yeni tanımağa çalışmış olmakla başlıyor.
MİLLÎ MARŞ
Geçen gün Bulgar misafirlerimizle beraber, Beylerbeyi sarayını ziyaret ettiğime çok memnun oldum.
Cemil Sena Ongun - Mehmet Âkif: Hayatı, Eserleri ve İdealleri
İstiklal marşı, bir marş olarak, yani beste bakımından belki kusurlu bir eserdir, fakat tarihsel ve bediî değeri inkar edilemiyen bir şaheserdir.
Denilebilir ki, senelerden beri memleketin geçirdiği felaketlere hiçbir şair onun kadar cân u yürekten ağlamamıştır. Hatta hiçbir şair, İstiklâl Marşı ile Çanakkale tasvirinin eşini değil, bir parça benzerini yazamamıştır.
"İdeolojisine İstiklal Marşı’ndan başka çerçeve aramayan bir Türk milliyetçisi olmakla övünürüm"
... İslâmcıların milliyetçiliğe bakışlarında son gelinen nokta İsmet Özel’in (d. 1944) 1980’lerin ikinci yarısından itibaren geliştirdiği ve son yıllarda tartışmalara yol açan Türklük vurgusudur.
İstiklal Marşımız İstanbullulara gizlice dağıtılmıştı.
İstiklal Marşımız, o zaman işgal altında bulunan İstanbulda ilk defa olarak merhum Muallim Ahmet Halit Yaşaroğlu tarafından gizlice bastırılmış


