Millî Marş Değiştirilemez

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif

Marşın nasıl yazıldığı hakkında Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöverin beyanatı 
 
Geçen ay Ankara Türk Ocağı tarihi bir gün daha yaşadı. Millî Marşa dil uzatmak cüretini gösteren ve tarihten korkmayanlara lâyık oldukları ders, bizzat son asrın canlı tarihi tarafından verildi.

Yüzlerce üniversiteli gencin dikkat ve heyecanla takip etmiş olduğu bu tarihi konferans Türk Ocağı binasının tiyatro salonunda Sayın Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından verildi. Son üç çeyrek asrın hâdiselerini bizzat yaşayan büyük hatip: (Efendiler, Hanımefendiler, Aziz gençler! Bizim milli marşın kifayetsiz olduğu iddiasıyla değiştirilmek istendiğini duydum. Marşın kabul edildiği o günün havasını unutarak, bugünün havası içerisinde bu hususta bir karara varmak büyük bir hata olur.) Dedikten sonra, İstiklâl harbinin hangi şartlar altında ne şekilde cereyan ettiğini, İslam dininin, Türkleri nasıl ulvileştirip, olgunlaştırdığını ve birçok milletlere hayat hakkı tanıdığını göz yaşartan misalleriyle izah ile sözlerine devamla << Maarif vekili bulunduğum sıralarda Maarif vekâleti tarafından milli Marş için bir müsabaka açıldı. Bu müsabakaya yüzlerce şair katıldığı halde M. Âkif bir türlü müsabakaya iştirak etmiyordu;  Fakat bu marşı ancak o yazabilirdi. Neticede ısrarımız üzerine (1) o da müsabakaya girdi. Vekâlet tarafından seçilen heyet, gelen şiirlerden üç tanesini intihap etti. Meclis, ancak bu marşlardan Mehmet Âkif’in marşını alkışlar arasında tam bir ittifakla Milli Marş olarak kabul etti. Çünkü en güzel Marş onunkiydi. Marş tarafımızdan meclis kürsüsünde bir kerre okunduktan sonra, Fazıl Paşa bir daha okunmasını rica etti. Bu sefer bütün mebuslar ayakta olduğu halde okuduğum marşı derin bir vecd içerisinde yeniden dinlediler. Bundan sonra Mehmet Âkif mükâfat olarak kendisine verilen 500 lirayı (Bugünün parası ile en az 20.000 lira) Orduya hediye ettiğini bildirdi. Burada hatibin sözü büyük bir alkış tufanı ile kesildi ve arka sıralarda oturan genç bir arkadaşın, marşın bir kerre de orada okunmasını rica ettiği duyuldu. Bütün dinleyiciler ayakta olduğu halde tarihi şahsiyetin ağzından milli Marş bir kere daha dinlenildi. Marş bitmiş; fakat alkışlar dakikalar geçtiği halde bir türlü dinmek bilmiyordu. Salonun bu hali cidden görülmeye değerdi. Kız erkek, bütün gençlik coşmuştu. Hem de Âkifin: 

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.

deyişi gibi coşmuştu. Artık gençliğin bu asil heyecanı karşısında bir kere daha marşı değiştirme arzusunu kim izhar edebilirdi? Nitekim bu anda gözlerinden yaşlar boşanan yaşlı hatibin: << Aziz evlâtlarım, çırpınan ellerinizle onların giriştikleri bu işi asla başaramayacaklarını isbat ettiniz. Millî Marş değiştirilemez. Şu anda atalarımızın ruhlarının aranızda bulunup sizleri tebcil ettiğini görüyor gibiyim >> dediği duyuldu.

 


 1.  Mehmet Âkifin müsabakaya iştirakini sağlamak için Hamdullah Suphi tarafından kendisine gönderilen mektup.

Pek Aziz ve Muhterem Efendim,

İstiklâl Marşı için açılan müsabakaya iştirak buyurmamalarınızdaki sebebin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zati üstadanelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asil endişenizin icabettiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetlerimi arz ve tekrar eylerim efendim.

5 Şubat 1337 Umuru Maarif Vekili Hamdullah SUPHİ
(Konyada çıkan "OKU" mecmuasının Ocak 962 nüshası) 
 
M. Ali Uz, Sebilürreşad, Cilt:14, Sayı:333   

 

Millî marş hakkında iki mütalea daha!

Bugün, resmen milli marş olarak teganni edilen İstiklâl marşının güftesinde milletimizin bugünkü umdelerine çok aykırı düşen yerler vardır.

"Mehmet Akif, kendinden geçmişti. Dudaklarından kendi yazdığı İstiklâl Marşı’nın mısraları dökülüyordu."

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 temmuz 1922 tarihli oturumunda, Erzurum Milletvekili Salih Efendi’nin Kurban Bayramını tebrik etmek üzere Batı Cephesi’ne

Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli-

Gazetenin tarihinin 1940 olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nde Ezan-ı Muhammedî’nin  1932’den 1950’ye kadar okutulmadığını düşünürseniz İstiklâl Marşı’nın niçin “parçalanmak suretiyle” sansür edildiğini anlamak zor olmaz.  

"Bu iki kıta kasten okutulmamıştır!"

Tarihimizin dolup taşan menkıbelerini akılla, menfaatle izah, elbette mümkün değildir:

AKİF Münakaşası mı? Yoksa…

Edebiyatın ve sanatın bayraklarını Akifin kemiklerine takarak sokak sokak dolaşmak...

MEHMET AKİF’İN MÜSLÜMANLIKTA MEDENİYET ANLAYIŞI

Son yüzyılın gerçek Türk-Müslüman kafaları, İslamiyetin Medeniyeti reddetmek iftirasına, imanlarını haykıran heyecanla karşı koydular. Bu müdafiler içinde Mehmet Akif, denilebilir ki İstiklâl Marşı'nda duyduğu büyük vecdi ve imanı, Müslümanlığın Medeniyet âşıkı olması hakikatinde de duydu ve mısralaştırdı…

Nazım Hikmet: "Bizim İstiklâl Marşında aksayan bir taraf var"

Saat beşe on var.
 
Kırk dakika sonra şafak
    sökecek.

MEDENİYET DENİLEN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR!

Ebedi şair Mehmed Akif’e behemehal gerilik isnad eylemek istiyen muarızları...