Lügat Arapçadan aldığımız Hicran kelimesine iki karşılık sunuyor: 1. Ayrılık acısı. 2. Unutulmaz acı, tesir, dokunma. Sadi Işılay’ın hicaz makamındaki şarkısının ilk mısraı da şöyle: “Bende hicran yarasından da derin bir yara var”. Evet, hicran yarasından da derin bir yaranın olduğu, hangi vücutta açıldıysa açıldığı o vücudu yakıp kavurduğu bir gerçek. Ne var ki, varlığından şüphe etmediğimiz o yaraya bir isim veremiyoruz. Acısı hissedilen; ama bir türlü adlandırılamayan bir yara… İnsana ve sadece insana mahsus bu yara yüzyıllar boyunca sanat eserlerinin ve bilhassa şiirin ortaya çıkmasına sebep olmuş.













