…Anadolu alevler içindeydi. Camilerde diri diri insanlar yakılıyordu. Çoluk-çocuk, genç-ihtiyar ayrılmıyordu. Bunlar Anadolu’yu "sözde uygarlığa açmak için" gelmiş olan yunan askerlerinin eseriydi. Klasik yunan uygarlığının mirasçıları olduklarını iddia ediyorlardı. Uygarlık, çocukları, kadınları, yaşlı nineleri camilere istif edip diri diri ateşe vermekse, Türk şairi böyle bir uygarlığa isyan etmekte haklı sayılmazmıydı: "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar"… Yunan canavarının da artık tek dişi kalmıştı, Anadolu kıyısında tutunabilecek son tırnağı da sökülmek üzereydi .
Bilal N.Şimşir, İngiliz Belgeleri ile Sakarya’dan İzmir’e 1921-1922, Milliyet Yayınları-1972
Bir kahraman emekliye ayrıldı
Bu kahraman 1903 eylülünün 25 inci günü doğmuştu. 1947 eylülünde emekliye ayrıldığına göre, henüz 44 yaşındadır. 44 senelik hayat, emekliye ayrılacak bir yaş değildir ama, o çok yorulmuş ve yıpranmıştı. Çünkü bütün ömrü savaşmakla geçmişti. Balkan harbinde, Karadenizde...
"Bu ezanlar ki şahâdetleri dinin temeli"
Ben İstiklâl Marşı’nı anlatırken, o devrin, dine diyânete, millete milliyete, ahlâka âdâba aykırı düşen durumlarını ve dolayısıyla çocuklara verilmesi gereken din diyânet, millet milliyet terbiyesini İstiklâl Marşı içinde işleyerek verirdim. O devrin müfredatı bu değerleri vermeye müsait değildi!
Bayrak, Sancak, Millî Marş
İstiklâlimizi ebediyen kazanıp Cumhuriyete kavuştuktan sonra millî ahlâkımızda bir cihet, bütün açıklığıyle göze çarpıyordu: Bayrak saygısı… Bu, pek tabiî bir neticeydi. Çünkü İstiklâl Harbi neydi? Bayrağımızın İstiklâli, hür ve müstakil topraklarımız üstünde dalga vuracak olan mukaddes Türk Remzinin hâkimiyeti için çarpışmış değil miydik?
"Unutulmayacak ve beni andıracak bir eserim varsa, o da "İstiklâl Marşı"dır."
- Son yazdığı eseri Mısır'da okudum, hayret ettim. Koca Hâmid eserlerinde hâlâ gençliğini yaşıyor.


