Bizde musikişinaslar esnaf addediliyor. Eski bir davadır bu. O kadar yazıldı, çizildi, söylendi; fakat bir musikişinasla bir leke sabunu satan gezginci esnaf arasındaki farkı anlatmak mümkün olmadı. Anlaşılıyor ki, onun nazarında, bir senfoni ile bir çalı süpürgesi, bir sonatla kaşar peyniri, bir saz semaisile kundura, bir şarkı ile bir çorap ayni şeydir. İkisini de halka arzeden adama “esnaf” derler ve ikisine de ayni muamele yapılır.
Geçen gün bir sabah gazetesi haykırıyordu: “Millî marşımız niçin yok?”
Niçin mi yok? Sokakta pırasa ve lâhana satmak için avazı çıktığı kadar haykıran bir zerzevatçile, sahnede güzel bir beste okuyan muganni arasında fark olduğunu bilmiyoruz da onun için. İkisine de bağırabilmeleri için esnaf tezkeresi kesiyoruz. Bu memlekette millî marş değil, bahriye çiftetellisi bestelenmesine bile şükredelim. Üstüne ayakla basıldığı halde yine filiz veren tohumlarımız var. San'atkâr neler çekiyor ve yaşıyabilyor. Buna da şükür. Niçin millî bir marşımız olmadığını ve millî sesimizin niçin kısıldığını merak edenler bu kadarcığını bilsinler, kâfi.
P.S. (Peyami Safa), Son Posta, 18 Kânunuevvel 1931, s. 3
Benim milletimin İstiklâl Marşı’dır bu! 1 Mart 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ilk defa ve tekrar tekrar okunup söylendiği günden tâ bugüne, saymak mümkün mü, kaç defa söylenilmiştir? Kaç yüzyıl daha söylenilecek, mümkün mü cevap vermek? Yürekleri helecan ve göğüs kafesleri harf harf bu marşın mısra ve mânâsıyla dolup taşan kaç nesil geldi, kaç nesil yetişti ve yaşlandı? Ve daha kaç nesil gelecek ve yaşlanacak?…
"Milli Marşımıza dil uzatamazsınız!"
Bayrak, Sancak, Millî Marş
İstiklâlimizi ebediyen kazanıp Cumhuriyete kavuştuktan sonra millî ahlâkımızda bir cihet, bütün açıklığıyle göze çarpıyordu: Bayrak saygısı… Bu, pek tabiî bir neticeydi. Çünkü İstiklâl Harbi neydi? Bayrağımızın İstiklâli, hür ve müstakil topraklarımız üstünde dalga vuracak olan mukaddes Türk Remzinin hâkimiyeti için çarpışmış değil miydik?
Ama ne yazık! Ne de olsa gerçek bir Doğu'lu sayılmam. Düşüncelerim uyumamı önlüyor. Bir yığın insanı, zehirli gaz saldırısından sonra çalıştığım hastaneye getirildikleri günlerden beri, hiç bu kadar şiddetli öksürükler korosu dinlememiştim.


