Yeni bir millî marş

Mehmet Akif'in İstiklâl marşında “İstiklâl” kelimesi bulunduğu için, bazı muhalifler, “bağımsızlık” kelimesine itiraz etti, Ankaralı bir muharrir ise diyor ki:

– Bu kelime ile en güç bazı terimleri karşılayabilmişizdir: Dépendance = bağımlılık, Indépendance = bağımsızlık, Interdépendance = bağımlaşma. Biliyor musunuz, “interdépendance'a” daha evvel ne diyorduk: Mütetabiat-i mültekabile.

İstiklâl marşı hakkında da:

– O marşta daha ne kelimeler, hattâ ne fikirler var ki dilimizden de, kafamızdan da çıkarıp attık. Doğrusunu isterseniz İstiklâl marşını bir tarihî hâtıra sayıp tek ve birlikte söylemeğe, heyecanlanmağa ve coşmağa daha elverişli bir milli marş bulmak da lâzım.

Güftesi bestesine rahatça sığmayan, müzik istidadı olmıyanlarca bir türlü ezberlenip söylenemiyen İstiklal marşının tarih yadigârı kalması, onun yerine yeni bir millî marş yapılması fikrine biz de iştirâk ederiz.

Akşam, 5 Aralık 1945, s.1

Osman Nuri Ekiz - Mehmet Akif Ersoy

Milli Kurtuluş Savaşı’mızı Türk Milleti adına yürütmek üzere 23 Nisan 1920’de Atatürk tarafından Ankara’da toplanan Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açılışında, bando ile çalınıp

Lozan Sulhünün Yıl Dönümünün Tes’idi

Dün Lozan sulhünün yıldönümü darülfünun konferans salonunda büyük merasimle tesit edilmiştir.

"Bu iki kıta kasten okutulmamıştır!"

Tarihimizin dolup taşan menkıbelerini akılla, menfaatle izah, elbette mümkün değildir:

FİKRET’İN AZİZ HATIRASI

Fikri kavmiyeti telin ediyor Peygamber, diye bar bar bağıran Akifi milliyetperver bir adam sayıyorlar...

İstiklâl marşımıza dair

Bir gazetede bir muharrire, İstiklâl marşımızı tenkit etmiş, bu eserin İstiklâl marşı olmasını istememiş. İstiklâl marşı için başka bir manzum eserin yazılmasına dair fikirlerini ileri sürmüş.

Zeki Sarıhan, Mehmet Akif

 “Benim Mehmet Akif hakkında bir araştırma yapmamın güncel bir nedeni de oldu.

İSTİKLÂL MARŞI ŞAİRİ MEHMED AKİF HAKKINDA -3-

Akif öldükten sonra onun ufülüne ağlıyan gözlerde yine Akifin pürüzsüz samimiyeti okundu. Akifteki mütevazı, gösterişsiz samimiyet, onun programsız kalkan cenazesinde yine aynen fakat bütün haşmetile tecelli etti. Ardında bıraktığı iz; bir damlacık gözyaşından ve nihayet sönüp tükenen bir enin nefesinden ibaret kalmadı. Sütunlarla matem, sayfalarla medhü sena avazeleri yükseldi ve hâlâ yükseliyor.