GÜNÜN MEVZULARI : 23 nisan 1920

Dış ve iç düşmanların, elbirliğile yaptıkları çeşid çeşid açık ve gizli suikastlarla asırlar boyunca müstakil ve efendi yaşamış Türk milletini esir ve köle haline sokmağa uğraştıkları o kapkara felâket günlerinde, Büyük Millet Meclisi, Ankaradan milli mukadderatımızın ufkuna doğmuş tek ümid yıldızı oldu ve bu, İstiklâl marşında, Mehmed Akifin söylediği gibi,

O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

dediği gibi, bir yıldızdı. Bu yıldız, yavaş yavaş büyüyecek, parlak bir günrş olarak Türklüğün semasında yükselecek; bize yeni bir hayat getirecekti. Ve öyle oldu. Daha 19 mayıs 1919 da başlamış olan mücadele, 23 nisandan sonra da kutsal bir savaş halinde devam etti. Bu Türkün ölüm kalım savaşı idi. Milletin iradesini tecelli ettiren Büyük Millet Meclisi, bu savaşın dimağı ve ruhu oldu. Bu dimağ ve ruh, Türkü zaferden zafere koşturdu: İsyanlar bastırıldı; düşman orduları yere serildi; kuvvetini milletten almıyan saltanat ilga edildi; vatan ve millet haini Padişah kaçmak zorunda bırakıldı; vatana tam istiklâlini ve milli misak hududlarını temin eden Lausanne zaferi kazanıldı; rejimin asıl adı konularak Cumhuriyet ilân edildi; hilâfet kaldırıldı; Atatürk inkılâbı dediğimiz büyük inkılâb gerçekleştirerek yeni ve ileri bir devlet kuruldu; bir kelime ile söylemek lâzım gelirse, millet kendi kendini kurtardı. İstiklâl Marşımızın

Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın..
Kim bilir belki yarın. Belki yarından da yakın.

dediği güzel ve aydın günler, doğdu.

İşte bugün kutladığımız milli bayram, böyle mesud bir günün 26 ncı yıldönümüdür. Bu güzel bahar gününde bayram ederken istikbalimizin ufuklarına ümid, inan ve güvenle bakıyoruz.

Abidin Daver, Cumhuriyet, 23 Nisan 1946, s. 2

Annemin bayrağı

Arife günü hayata gözlerini kapayan anam için, bir mersiye yazarak kendi kederimi ve yasımı sizlere de aşılamağa kalkışacak değilim. Abidin Daverin annesinden değil, bir Türk anasından bahsedeceğim.

İSTİKLÂL MARŞI BUHRANI

Arkadaşımız Abidin Daver’in “Cumhuriyet”te bir fıkrasını okudum:

İstanbul’da İstiklâl marşının notasını bulmak imkânsızmış. Arkadaşımız, devlet matbaasının bu işi yapmasını tavsiye ettikten sonra:

-Dünyada, herşey aklıma gelirdi amma, İstiklâl marşı notası buhranı olacağı hiç aklıma gelmezdi.

Diyor. Yerden göğe kadar haklı olan...

"Her yerde İstiklâl Marşı'nı hem söz olarak, hem şarkı olarak tekrarlıyorduk."

Hürriyetin ilanından hemen sonra dünyaya gelmişim... İlk hürriyet çocuklarındanım sizin anlayacağınız.

İstiklal Marşı... O da bir mesele!

Yine Akif. Birkaç hafta oluyor, Mehmet Akif hakkında düşündüklerimi bu sütunda söylemiştim.

İSTİKLÂL MARŞI MÜNEKKİTLERİ: NAZIM HİKMET VE TEZATLARI

Çok garip bir tesadüfle Millî Mücadele yıllarının büyük manâsını terennüm edebilmiş bir şair de Nazım Hikmet’tir. Mütareke yıllarında Beyoğlu’nun kozmopolit muhitinde Ağacamiin halini düşünerek susturulmuş ezan sesleri karşısında tam bir Müslüman Türk evlâdının ıstırabını söyleyen mısralar onun imzasını taşır.  

"Milli Marşımıza dil uzatamazsınız!"

Milli Marşımızda Âkif :
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,

Mehmet Âkifte ölüm duygusu…

“Nazlı Hilâl”in artık kaşlarını çatmadığı, bayrağın ufuklarda şafaklar gibi dalgalandığı, Hakka tapan milletin istiklâl hakkını bütün dünyanın tanıdığı, bir milletin bir vatana döktüğü ve dökeceği kanları helâl ettiği, hür yaşamış bir ırkın hür yaşamak andını tekrarladığı şu günlerde ölmeyecek bir ölüyü, başta gençler olmak üzere, milletçe anıyoruz.