Radyo idaresi yeni programını ilân etti. Ümid ediyorduk ki ötedenberi şikâyete yol açan sabah neşriyatında alafranga parçalar kaldırılacaktır. Gözümüzü açar açmaz kulağımızı dolduran bu Karmen parçaları, İspanyol marşları hiç de hoşa gitmiyordu. Bunun yerine milli havaların çalınması elbette doğru olurdu. Hattâ radyo neşriyatını kaparken çalınan İstiklâl Marşı'nın sabah neşriyata başlarken de çalınması her bakımdan istifadeli olurdu. Halbuki radyo idaresi asıl yapacağı işi yapmadı; sabah haberlerinden evvel kulaklarımızı gene alafranga marşlarla iz'aç etmeyi münasib gördü, gerçi bunları dinlemek istemiyen makinesinin düğmesini çevirebilir. Fakat bunların peşinden hemen haberlerin başlaması herkesi tetikte bulunmağa ve sabah hazırlığı arasında haberleri kaçırmak kaygısı ile bu frenk marşlarını dinlemiye mecbur bırakıyor. Halbuki bunların yerine İstiklâl marşı ile başlıyarak o güzel memleket havaları çalınmış olsa hem kulak dolgunluğumuz artar hem de ayrı bir programla halka öğretilmek istenen milli şarkılar hafızamızda yerini bulur. Radyo idaresinin bu işte neden isteksiz davrandığını anlamıyoruz. Bugün bir anket yapılsa ve radyo dinleyicilerine: — Sabahları İspanyol marşı mı dinlersiniz, İstiklâl marşı mı? diye sorulsa alınacak cevabların top yekûn ne olacağını düşünmek bile manasız olur. O halde bu alafranga marşların dinlenilmesinde sebeb ne?
İkinci bir tenkid. Radyoda bir kahramanlar saati vardı. Geçen harblerde Türk askerinin, Türk zabitinin yarattığı cesaret ve fedakârlık sahneleri canlandırılıyordu. Tatlı tatlı dinliyorduk. Yeni proğramlarda bu da kaldırılmış.
Anlamıyoruz, milli havalarımıza, İstiklâl marşımıza, milli kahramanlıklarımıza karşı bu bigânelik, bu ilgisizlik neden?
Burhan Cahid, Son Posta, 8 İkincikanun 1942
İkinci Meşrutiyetten sonra yalnız İstiklâl Marşı bestelendi. O da her yerde okunmaz, çünkü bir nevi millî Kantik’dir. Bunun haricinde coşturucu güfteler, adımları vezinleştiren, dinleyenleri bir asker gibi toprağı gümleterek yürümeyi icbar eden besteler lâzımdır.
..."Mehmet Âkif'in "Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar" diye anlattığı duvardan etkilenmemesi zordur"
Sola doğrudan Marksizmden giren Nâzım Hikmet'in de zihnini öncelikle emperyalizm uğraştırır.
İstiklal Marşı okunduğunda, millet'e değil ümmet'e inandıklarını söyleyen MSP'liler...
MSP'nin yeni girişimleri ise kuşku ve kaygı uyandırmıştı.
Mahmut Goloğlu - Tek Partili Cumhuriyet
Milli Türk Talebe Birliği, ayrıca, aradan on yıl geçmiş olmasına rağmen, İstiklal Marşı’nın doğru dürüst söylenemediğini göz önünde tutarak, gençlerin toplu halde
Afgan devlet-i İslâmiyyesi sefîrinin Anadolu’ya gelmesi İslâm târîhinin en mes’ûd hâdiselerinden birini teşkîl eder. Garb müstevlîlerinin İslâm âlemine karşı mütemâdî savlet ve tahakkümleri yüzünden perîşân olan, dinlerinin vahdet ve izzet emreden düstûrlarına arka çevirdikleri için yekdiğerinden cüdâ düşen Müslüman milletleri arasında bugün vahdete doğru bir hareket başlamış olduğu görülüyor.
"Eğer bugünkü İstiklâl Marşı bize artık heyecan vermiyorsa kabahati marşta bulmayalım."
Zaman zaman hatırlarım: Atatürk devrinde yıldızı parlayan ve ondan sonra parlamaya devam edip 10 yıl evvel en son haddine varan bir devlet adamı,


