Balkan Harbi ve Seferberlik tecrübesi bize çıkacağımız düzlüğü de takip edeceğimiz hattı da İstiklâl Marşı’nın yazılması ile gösterdi. Böylece modernleşmeyle başlayan kimlik bunalımından kurtulmamızı sağlayacak ideologiyi şiir formunda temin ettik. İstiklâl Harbi’ni vererek tek dişi kalmış canavarın kolunu Sakarya’da kestik. Cumhuriyetin ilanıyla da bu toprakları ikinci kez vatanlaştırdığımızı dünyaya ilan etmiş olduk. Ama birileri ellerini çabuk tuttu, 1924’te Sakarya Zaferi’ni taşıdığı manayı örtmek için adı sonradan 30 Ağustos Zafer Bayramı olan Başkumandan Zaferi diye bir bayram icad ettiler.
Faysal Toprak, Sınıf Bilinci: Kimlik Bunalımının Sonu, 20 Mayıs 2017, Adana
Türklük bir ırk meselesi değil. Yani Türk lâfzının doğuş zamanından şimdiki zamana kadar hiç kimsenin eline Türklüğü soy sop davasıyla ileri götürme gücü geçmemiştir.
ERİMEZSEN ERİTİRSİN
Türk demokrasisinde Müslümanlar, merkezî yeri işgal ediyor. Yahut eğer Türkiye’de demokratik bir rejim sözkonusu ise, bu rejimin, üzerine nakış işlenen kumaşı Müslümanlıktır.
Ülkemizde 1928 yılından sonra gözü kör eden kâtiplerin hükmü kalmadı. Latin harfleriyle okuyup yazmaya başladığımızdan bu yana önce mürettiplerin, sonra dizgicilerin ocağına düştük.
Bugün hâlâ bir devlet devamı bahis konusuysa bu İstiklâl Marşı’nın gösterdiği hedefin yeniden anlaşılmasıyla veyahut gerçek boyutlarıyla anlaşılmasıyla mümkün olacaktır.
İstiklâl Marşı’nın kendisi Türk Milletinin eseridir ve İstiklâl Marşı Derneği de bu vakıanın kasten gözden kaçırılmasına bir tepkidir.
Biz İstiklâl Marşı Derneği üyeliğini Türkiye’de insanları hem hakarete maruz bırakıp hem de onların enerjilerini kötü niyetlerine alet eden insanların bizimle münasebettar olmama şartına bağlıyoruz.


