KAÇ TANE MARŞIMIZ VAR DİYE BİR SUAL İLE KARŞILAŞSAK AKLIMIZA GELECEK SAYI NE OLABİLİR?

Kaç tane marşımız var diye bir sual ile karşılaşsak aklımıza gelecek sayı ne olabilir? Bence iki. Birisi İstiklâl Marşı, diğeri de kökü İsveç olmasına rağmen çok benimsediğimiz (Dağ başını duman almış) marşı. Evet daha bir çok marşlar söylenmektedir. 10uncu yılın heyecanı içinde kitlece benimsenmiş olan marş, Harbiye, Topçu, Piyade marşları ve belki daha bir iki eser. Fakat bunlar gençliğin tümüne şamil bir heyecanı aksettirmiş sayılamazlar. Bir araya gelen gençlerimiz sıkışınca yine de İstiklâl Marşı ile Dağ Başını Duman Almış'tan mâdasını söyliyemezler. Bereket versin geçmiş günlerin kahramanlıklarının hâlâ içimizde canlı kalmasına imkân veren (Osman Paşa) marşına. Güzelliği ve dokunaklığı sayesinde gençliğin önderliğini yaptığı bir inkılâbın sembolü oldu. Lâkin bu kadar az marş ile heyecanlarımızı belirtmek, benliğimizden bir şeyler söylemek kabil mi?

Şüphesiz değil. Cumhuriyetin ilânından 1962 senesine kadar yığınlarla marş yazıldı, çalındı ve söylendi. Ama hiç birisi tutmadı. Bu nevi eserlerin bestecilerinin hiç bir zaman müstesna bir (Dehâ) sahibi olması da beklenmez. Ekseriya istidatlı ve duygulu birisi, bakarsınız bütün kitleyi kendine râm eden bir marş yazıverir. Ne çare ki öylesi hâlâ bizde çıkmadı.

M.T.T.F.nun tertiplediğini duyduğumuz (Atatürk) marşı için şimdiden heyecanla böyle bir müstakbel Türk evlâdının fırsat beklemekte olmasını diliyorum. Yoksa daha yıllarca bir araya gelen gençliğimiz (En Büyük Türk'e) lâyık olacak güzel bir marştan mahrum olmanın acısını duyacaklardır.

Bülent Tarcan, Milliyet, 1 Aralık 1962

​​​​​​​İstiklal Marşı’nın Meclis’te görüşülmesi sırasında bazı milletvekilleri Akif’in şiirine muhalefet etti. 

Muhalefet edenlerin başında -bugün Ankara’da Kavaklıdere semtinde adı bir sokağa verilen- Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey vardı.
 

Osman Nuri Ekiz - Mehmet Akif Ersoy

Milli Kurtuluş Savaşı’mızı Türk Milleti adına yürütmek üzere 23 Nisan 1920’de Atatürk tarafından Ankara’da toplanan Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açılışında, bando ile çalınıp

..."Mehmet Âkif'in "Garbın âfâkı­nı sarmışsa çelik zırhlı duvar" diye anlattığı duvardan etkilen­memesi zordur"

Sola doğrudan Marksizmden giren Nâzım Hikmet'in de zihnini öncelikle emperyalizm uğraştırır.

İstiklâl Marşımıza Saygı

Zirâ, İstiklâl Marşı'mıza karşı gösterilen saygısızlık - hemen her zaman ve her yerde rastladığımız ve maalesef garip, mânâsız bir alışkanlığın tesiriyle tabii bir olay gibi karşıladığımız - çok hazin ve yüz kızartıcı bir gerçektir

“İstiklâl Marşı”nın adını bir “Bağımsızlık Marşı”na çevirdiğimizde"

“Bağımsızlık”la silinmesine çalışılan “İstiklâl” kelimesine bakalım: Bu memleketin çocukları “Ya istiklâl, ya ölüm!” diye cephelere koşmuş, kanlarını bu kelimenin

"Türk İstiklâl Marşı, büyük bir milleti ebediyen ayakta tutacak kadar sağlam ve târihî mısrâlarla örülmüştür."

Mehmed Âkif, hayâtı, şahsiyeti, îmânı ve eserleriyle, bizim sanat ve cemiyet hayâtımızda hadise uyandıran büyüklerimizdendir.

Mehmet Akif’in çok sonraları tek dişi kaldığını söyleyeceği “canavar”

Gerek din, gerek ahlâk açısından bu kadar hastalıklı olan Batı uygarlığının, İslâmcıların inkâr etmediği dünyaya üstünlüğü, o halde neyle yorumlanacaktı?