İstiklâl Marşı’nın kendisi Türk Milletinin eseridir ve İstiklâl Marşı Derneği de bu vakıanın kasten gözden kaçırılmasına bir tepkidir. Yani İstiklâl Marşı Türk Milletinin bir eseridir ve hiç unutmayın ki, İstiklâl Marşı 1921 yılında TBMM’de çoğunlukla ve alkışlarla kabul edilmiş bir metindir, Türk Milletinin millî marşı olarak. Fakat buna itiraz edenler o zaman da vardı, hep olageldi. İstiklâl Marşı’na itiraz edenlerden bir tanesi Lozan Anlaşması’nı imzalayanlardan birisidir, Rıza Nur. Başka bir tanesi de Ankara’da kocaman bir caddeye adını veren Tunalı Hilmi’dir. Bunlar İstiklâl Marşı’nın pek işlerine gelmediğini savunan insanlar. Ama İstiklâl Marşı var. İşimiz İstiklâl Marşı’nın hangi ihtiyaca cevap verdiğini, bizim de bugün bu ihtiyacın içinde olup olmadığımızı anlamak. Mesele budur.
İsmet Özel, İstiklâl Marşı ile Asrın İdraki, 19 Nisan 2008, İstanbul
Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında, Avrupa ile Orta-Doğu arasında, Türkî Cumhuriyetlerle Avrupa arasında, İslâm dünyasıyla Hıristiyan dünyası arasında köprü olduğunu söylüyorlar.
İstiklâl Harbi neyin istiklâlini temin netti bize, bunu mutlaka bilmemiz lazım. İstiklâl Harbi bize İslam istiklâlini temin etti. Turancıların anladığı şekliyle Türk istiklâlini değil. İlk kez XIII. yüzyılda vatan yapılmış olan toprakların yeniden vatan olmasını temin etti.
“O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak
O benimdir, o benim milletimindir ancak”
İstiklâl Marşı Sakarya Zaferi’nden Sonra Rafa Kaldırıldı
İstiklâl Marşı Derneği’nin mevcudiyetinin izahı şuradır: Biz diyoruz ki “İstiklâl Marşı metni 1921 yılında millî marş olarak kabul edildi.
İstiklâl fikri münferit olarak işimize yaramayan, işlevi olmayan bir fikir. İstiklâl düşüncesi bir mensubiyet bağıyla anlama kavuşan bir düşünce.
Rivayet edilir ki bir zamanlar ülkemizde “din elden gidiyor” diye haykıran insanlar varmış. Bu insanlar gerçekten var mıymış, var idiyseler böyle haykırmakla neyi murad etmektelermiş, bunlar konumuz değil.
Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl”, ne demek? Çehre neden çatık? Şeklen ve ruhen işgal altında bırakılmış bir İstanbul var.


